Pazı hangi yöreye aittir ?

Emirhan

New member
Pazı hangi yöreye aittir? İlk bakışta basit görünen sorunun hikâyesi

Pazıyı ilk kez pazarda görüp “Bu sebze tam olarak hangi yöreye ait?” diye merak edenlerden biriyseniz yalnız değilsiniz. Çünkü pazı, Türkiye’de belirli tek bir şehrin ya da ilçenin sebzesiymiş gibi düşünülse de konu biraz daha derin. Karadeniz’de farklı yemeklerde karşımıza çıkabiliyor, Ege ve Marmara mutfağında zeytinyağlı veya kavurma şeklinde hazırlanabiliyor, Akdeniz’de de yetiştiriliyor. Üstelik pazının hikâyesi yalnızca Türkiye sınırları içinde başlamıyor.

Tarım ve botanik kaynakları pazının bilimsel adını Beta vulgaris var. cicla olarak veriyor. Türkiye Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Tohumluk Tescil ve Sertifikasyon Merkez Müdürlüğü de pazıyı bu sınıflandırmayla listeliyor. Tarım ve Orman Bakanlığı

Köken konusunda ise kaynaklarda küçük ama önemli bir ayrıntı var: Pazının genel anavatanı Akdeniz çevresi olarak gösterilirken Anadolu, Kafkaslar ve Yakın Doğu’nun batı kesimleri de pazının köken ve çeşitlenme alanları içerisinde değerlendiriliyor. Yani “Pazı kesin olarak şu şehre aittir” demek bilimsel açıdan fazla basitleştirici olur. DergiPark

Benim bu konudaki yaklaşımım, pazıyı tek bir yöreye sıkıştırmak yerine Akdeniz kökenli, Anadolu’da uzun süredir yetiştirilen ve Türkiye’nin farklı bölgesel mutfaklarında yerelleşmiş bir sebze olarak değerlendirmek.

Pazının asıl yöresi Akdeniz mi, Anadolu mu?

Bu soru forumlarda sık sık karıştırılıyor. “Akdeniz’e ait” demek ile “Türkiye’de yalnızca Akdeniz’de yetişir” demek aynı şey değil.

İstanbul Üniversitesi’nde yayımlanan bir akademik çalışmada pazının anavatanının genel olarak Akdeniz ülkeleri olduğu belirtilirken Anadolu, Kafkas ülkeleri ve Yakın Doğu’nun batı kesimleri de köken alanları arasında gösteriliyor. Aynı çalışmada pazının Türkiye’de özellikle Ege, Marmara ve Akdeniz bölgelerinde yetiştirilip tüketildiği aktarılıyor. Nek Istanbul+1

Dolayısıyla “Pazı hangi yöreye ait?” sorusuna kısa cevap vermem gerekirse:

Pazının kökeni Akdeniz havzasıyla ilişkilidir; Anadolu da bu bitkinin tarihsel yayılış ve çeşitlenme alanlarından biridir. Türkiye’de ise tek bir yöreye değil, özellikle Ege, Marmara ve Akdeniz başta olmak üzere farklı bölgesel mutfaklara yayılmıştır.

Bence burada asıl ilginç nokta şu: Bir yiyeceğin kökeni ile onun bir mutfaktaki “yerliliği” aynı şey değil. Yüzyıllar boyunca bir bölgede yetiştirilen ve o bölgenin tariflerine giren bir bitki, zamanla o kültürün doğal parçası hâline gelebiliyor.

Karadeniz mutfağındaki pazı neden bu kadar dikkat çekiyor?

Pazı denildiğinde Türkiye’de birçok kişinin aklına Karadeniz yemekleri geliyor. Bunun nedeni pazının yalnızca yetiştirilmesi değil, yapraklı sebzelerin bölgesel mutfaklarda farklı şekillerde değerlendirilmesi.

Ancak pazıyı doğrudan “Karadeniz sebzesi” olarak tanımlamak doğru olmaz. Anadolu Üniversitesi’nin yöresel mutfak eğitim içeriğinde Türkiye mutfakları Marmara, İç Anadolu, Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu, Karadeniz, Ege ve Akdeniz gibi çok sayıda bölgesel mutfak üzerinden ele alınıyor. Bu da Türkiye’de belirli bir sebzenin tek bir yöreye aitmiş gibi değerlendirilmesinin çoğu zaman yetersiz kalabileceğini gösteriyor. Anadolu Üniversitesi

Pazının hikâyesinde de aynı durum var. Bir bölgede sarma yapılırken başka bir bölgede kavurma, börek içi, çorba veya yumurtalı yemek şeklinde kullanılabiliyor.

Bu nedenle “Pazı Karadeniz'in mi?” sorusuna benim cevabım Karadeniz mutfağında güçlü bir yeri var ama kökeni ve Türkiye’deki kullanımı Karadeniz’le sınırlı değil olur.

Pazı önümüzdeki yıllarda daha mı önemli olacak?

Burada konu benim için daha da ilginçleşiyor. Çünkü pazının geleceğini yalnızca geleneksel mutfak üzerinden düşünmemek gerekiyor.

Dünya genelinde tarım; iklim değişikliği, su kaynaklarının baskı altında olması, biyolojik çeşitlilik kaybı ve tüketici alışkanlıklarının değişmesi gibi faktörlerle dönüşüyor. FAO da geleceğin gıda sistemleri konusunda iklim dayanıklılığı, biyolojik çeşitlilik, beslenme ve sürdürülebilirliği birlikte ele alıyor. FAOHome+1

2026 tarihli bir FAO AGRIS çalışması da sebze çeşitliliğinin beslenme açısından önemli olduğunu ve sebze biyolojik çeşitliliğinin pazarların standartlaşması, arazi kullanımındaki değişimler ve başka baskılar nedeniyle azalabildiğini vurguluyor. AGRIS

Bu eğilim devam ederse önümüzdeki 10-20 yılda pazı gibi geleneksel yapraklı sebzelerin yeniden önem kazanması mümkün görünüyor. Buradaki “mümkün” kelimesini özellikle kullanıyorum; gelecekte pazının kesin olarak daha fazla tüketileceğini söylemek için yeterli veri yok.

Fakat bazı güçlü işaretler var.

Birincisi, tüketiciler daha çeşitli sebze seçenekleri arıyor. İkincisi, geleneksel ve yerel çeşitlerin korunması gıda sistemi açısından giderek daha fazla önem taşıyor. Üçüncüsü, iklim değişikliği tarımsal üretimde bölgesel uyum stratejilerini daha önemli hâle getiriyor.

Pazının bu üç başlıkla kesişmesi dikkat çekici.

İklim değişikliği pazının geleceğini nasıl etkileyebilir?

Burada fazla iyimser olmak da doğru değil. Pazı bir yapraklı sebze ve yapraklı sebzelerin gelişimi sıcaklık, su, toprak koşulları ve aşırı hava olaylarından etkilenebiliyor. Sebze üretimi üzerine yapılan bir derleme, sıcaklık ve yağış değişikliklerinin yanı sıra aşırı hava olaylarının üretim, verim ve ürün kalitesi üzerinde etkili olabileceğini belirtiyor. AGRIS

Türkiye açısından da iklim değişikliği tarımın geleceğiyle doğrudan bağlantılı. Tarım ve Orman Bakanlığı iklim değişikliği ile tarım ilişkisine yönelik değerlendirme raporları yayımlıyor ve kuraklıkla mücadele kapsamında 2023-2027 dönemini kapsayan strateji ve eylem planına da yer veriyor. Tarım ve Orman Bakanlığı+1

Bu nedenle gelecekte pazının hangi yörede yetiştirileceği konusunda bugünkü alışkanlıkların değişmesi şaşırtıcı olmayabilir.

Örneğin bugün belirli bir bölgede yaygın olan üretim, sıcaklık ve su koşullarının değişmesiyle başka alanlara kayabilir. Fakat bunun gerçekleşip gerçekleşmeyeceği yalnızca iklime bağlı değil; sulama altyapısı, tohum çeşitleri, üretim maliyetleri, pazar talebi ve çiftçilerin tercihleri de belirleyici olacak.

Erkeklerin stratejik bakışı, kadınların insan odaklı yaklaşımı bu tartışmaya ne katabilir?

Bu başlıkta özellikle bir ayrım yapmak gerektiğini düşünüyorum. Erkeklerin doğası gereği stratejik, kadınların ise doğası gereği insan odaklı olduğu şeklinde bir genelleme yapmak doğru olmaz. Ancak forumlarda farklı insanların farklı bakış açıları getirmesi önemli.

Örneğin erkek katılımcılardan gelen stratejik bir yaklaşım; “Pazı üretiminde su maliyeti artarsa hangi bölgeler avantaj kazanır?”, “Yerel tohumların korunması çiftçinin ekonomik dayanıklılığını nasıl etkiler?”, “Pazı ihracata konu olabilir mi?” gibi sorulara odaklanabilir.

Kadın katılımcıların getirebileceği insan ve toplum merkezli bakış ise “Pazının ev mutfağındaki yeri nasıl korunur?”, “Genç kuşaklara geleneksel tarifler nasıl aktarılır?”, “Yerel üreticinin emeği tüketici tarafından nasıl daha görünür hâle gelir?” gibi soruları öne çıkarabilir.
 
Üst