Öykünme ne demek örnek ?

Emre

New member
Öykünme Nedir? Bir Hikâye Üzerinden Anlayalım

Hepimiz bir şekilde bir başkasının hayatını, tutumunu ya da davranışlarını taklit etmişizdir. Belki de bu taklit, bir öğrenme biçimidir. O anın farkında olmasak da, bir şekilde başkalarının davranışlarına özendik ve bunu kendi davranışlarımızda uygulamaya koyduk. İşte tam da bu noktada karşımıza "öykünme" kelimesi çıkıyor. Ama öykünme ne demek? Hadi bunu bir hikaye üzerinden keşfedelim.

Bir zamanlar, iki arkadaş, Ayşe ve Murat, bir tatil kasabasına gitmek üzere yola çıkmışlardı. Ayşe, Murat’ın aksine her zaman çevresindeki insanları gözlemleyerek, onların davranışlarını anlamaya ve onlardan bir şeyler öğrenmeye çalışan biriydi. Murat ise, genellikle çözüme yönelik bir yaklaşım sergileyen ve olayları daha çok stratejik bir bakış açısıyla ele alan bir kişiydi.

Ayşe ve Murat: İki Farklı Yaklaşım

Ayşe ve Murat, tatil için kasabaya vardıklarında hemen etraflarındaki insanları gözlemeye başladılar. Kasabanın dar sokaklarında yürürken, Ayşe, "Baksana, şu kadın ne kadar nazik! Herkesle çok iyi iletişim kuruyor, bence ondan çok şey öğrenebilirim," diyerek, o kadının davranışlarını gözlemeye başladı. Murat ise, "Evet, belki nazik ama bence işler daha çok stratejiyle yürüyor. Şu dükkanın sahibine bak, her şeyi çok iyi organize etmiş. İhtiyacı olan her şeyi hızlıca temin ediyor ve her müşteriyle iş yapıyor," diyerek daha çok pratik yönü vurguladı.

Ayşe, Murat’ın çözüm odaklı yaklaşımına biraz şaşırarak, "Ama bazen işler sadece stratejiyle olmaz, insan ilişkileri de önemli," dedi. Murat, bunun üzerine gülerek, "Biliyorum, Ayşe. Ama bence işlerin düzgün gitmesi için biraz mantıklı plan yapman gerekiyor. Bir çözüm bulmalısın. İnsan ilişkileri bir yere kadar," diye cevap verdi.

Öykünme: İnsanların Davranışlarını Taklit Etmek ve Öğrenmek

İşte burada devreye "öykünme" giriyor. Öykünme, başkalarının davranışlarını gözlemleyip, onları taklit etme sürecidir. İnsanlar, etraflarındaki insanlardan öğrenir ve onların davranışlarını zamanla kendi davranış biçimlerine dönüştürürler. Ayşe’nin, kasaba halkını gözlemleyerek onların nazik ve empatik tutumlarını taklit etmeyi istemesi, bir nevi öykünmedir. O, o an o kişiyi örnek alıp, onun tavırlarını kendi hayatına entegre etmeyi amaçlamaktadır.

Murat ise, genellikle olaylara daha stratejik yaklaşır. Onun bakış açısı, insan ilişkileri üzerinden değil, daha çok pratik çözümler ve stratejiler üzerine kuruludur. Ancak, kasaba dükkanındaki sahibin organizasyon yeteneği ve iş stratejisi, Murat’a örnek teşkil etmektedir. Bu da onun öykünme biçimi olabilir. Ancak burada, Murat'ın öykünmesi, insan ilişkileri üzerinden değil, daha çok başarı odaklı, verimlilik odaklı bir davranış modelini benimsemesidir.

Öykünme ile Toplumsal İlişkiler: Erkeklerin ve Kadınların Farklı Bakış Açıları

Burada, Ayşe’nin ve Murat’ın bakış açıları arasındaki fark, sadece kişisel tercihlerinden değil, aynı zamanda toplumsal olarak kazandıkları farklı becerilerden de kaynaklanmaktadır. Ayşe'nin, insanları gözlemleyerek empatik bir bakış açısı geliştirmesi, onun toplumsal ilişkilerde daha başarılı olmasına yardımcı olabilir. Çünkü toplumsal ilişkiler, bazen strateji ve çözümden çok, duygusal anlayış ve empati gerektirir. Ayşe, başkalarının duygusal tepkilerini izleyerek, onlarla daha iyi iletişim kurmayı öğrenebilir.

Murat ise, genellikle olayları mantıklı bir şekilde çözmeye çalışan ve pratik düşünen biridir. O, insanları gözlemleyerek onların stratejik kararlarını anlamaya çalışır. Erkeklerin genellikle strateji odaklı yaklaşmaları, onları daha çok sonuçlara odaklanmaya iter. Bu yaklaşım, zaman zaman insan ilişkilerinin doğallığını kaçırsa da, genellikle çok verimli sonuçlar doğurur.

Bu farklar, öykünme sürecinde de kendini gösterir. Ayşe, sosyal ve duygusal bir bağ kurarak, Murat ise pratik ve işlevsel bir çözüm bularak, etraflarındaki insanlardan bir şeyler öğrenir ve davranışlarını buna göre şekillendirir.

Toplumsal İlişkilerde Öykünmenin Rolü: Kimden Öğreniyoruz?

Ayşe ve Murat'ın hikayesinde olduğu gibi, toplumsal hayatımızda hepimiz, etrafımızdaki insanlardan bir şekilde öykünürüz. Ancak öykünme, her zaman bilinçli bir çaba değildir. Çocukken ailemizden, arkadaşlarımızdan, öğretmenlerimizden aldığımız davranış kalıpları, yıllar içinde bizim benimsediğimiz değerler haline gelir. Kimi zaman bu öykünme süreçleri, bize hayatı öğretir; kimi zaman ise yanlış bir öykünme, toplumsal sorunlara yol açabilir.

Toplumda, bireylerin sosyal ilişkiler ve iletişim konusunda nasıl geliştiği, çoğu zaman bu öykünme süreçlerine bağlıdır. İnsanlar, başkalarının deneyimlerini gözlemleyerek, onların yaşam tarzlarına, tutumlarına ve düşünce biçimlerine yaklaşır. Bu bazen faydalı olabilir, ancak bazen de kişisel ve toplumsal sorunlara yol açabilir.

Sonuç: Öykünme ve Öğrenme Süreci

Ayşe ve Murat’ın kasaba gezisi, aslında hepimizin bir şekilde içinde olduğu bir sürecin yansımasıdır. Hepimiz, başkalarından bir şeyler öğreniriz. Bu öğrenme, bazen doğrudan eğitimle olurken, bazen ise dolaylı bir şekilde başkalarının davranışlarını gözlemleyerek gerçekleşir. Ancak, önemli olan, bu gözlemlerden aldığımız dersleri, kendimize uygun bir biçimde entegre etmektir. Öykünme, sadece başkalarını taklit etmek değil, aynı zamanda onların deneyimlerinden ders çıkarmak ve bu dersleri kendi hayatımıza adapte etmektir.

Siz de çevrenizdekilerden neler öğreniyorsunuz? Öykünme sürecinde, başkalarının davranışlarını taklit etmek yerine, onlardan nasıl ilham alırsınız? Hangi davranışları kendinize model alıyorsunuz ve neden?