Emirhan
New member
Fiilin Mastar Hâli Nedir? Türkçede Mastar Yapısına Bilimsel Bir Bakış
Bir fiilin sözlükte ya da dilbilgisi açıklamalarında neden “gelmek, yapmak, düşünmek, okumak” biçiminde karşımıza çıktığını hiç düşündünüz mü? Günlük konuşmada fiilleri zaman, kişi ve kip ekleriyle kullanıyoruz: “geldim”, “gelecek”, “okuyorum”, “yazdınız” gibi. Fakat dilbilgisi açısından bu çekimli biçimlerin arkasında daha temel bir yapı bulunuyor. İşte bu yapı, Türkçede çoğunlukla mastar ya da isim-fiil olarak adlandırılıyor.
Bu konu ilk bakışta yalnızca “fiile -mak veya -mek getirmek” kadar basit görünebilir. Ancak biraz derine indiğimizde mastarın yalnızca bir ek meselesi olmadığını, fiilin cümlede nasıl bir isim gibi davranabildiğini, zaman ve kişi bilgisinden nasıl ayrıldığını ve hatta bağımlı cümlelerin kuruluşunda nasıl rol oynadığını görüyoruz. Türk dili üzerine yapılan akademik çalışmalar da mastar yapılarının sözdizimi, anlam ve tarihsel gelişim bakımından oldukça zengin olduğunu gösteriyor.
Bu nedenle konuyu yalnızca ezberlenecek bir kural olarak değil, dilin işleyişini anlamaya yarayan küçük bir araştırma alanı olarak ele almak daha anlamlı.
Mastar Nedir? Önce Temel Tanımı Netleştirelim
Türkçede mastar, en genel anlamıyla fiilin kişi ve zaman çekiminden bağımsız, adlaşmış biçimidir. Örneğin:
gel- → gelmek
yaz- → yazmak
oku- → okumak
düşün- → düşünmek
sev- → sevmek
çalış- → çalışmak
Türk Dil Kurumu yayınlarında da “-mak (-mek)” ekinin fiillerden mastar adı verilen isimler yaptığı belirtilir. Örneğin “görmek, inceletmek, tanıştırmak” gibi biçimler bu kapsamda değerlendirilir.
Burada önemli nokta şudur: “-mak/-mek” fiilin kendisi değildir; fiili mastar biçimine sokan ektir.
“Gelmek” kelimesini ele alalım:
gel- + -mek → gelmek
“Gel-” fiilin kök/gövde kısmıdır. “-mek” ise onu mastar biçimine getirir.
Aynı mantık:
yaz- + -mak → yazmak
gör- + -mek → görmek
bil- + -mek → bilmek
şeklinde işler.
Ancak bilimsel açıdan burada bir ayrıntı önemlidir: Türkçede isim-fiil sistemi yalnızca -mak/-mek ile sınırlı değildir. Akademik literatürde -mA/-mE ve -
Iş/-
Uş biçimleri de isim-fiil yapıları içinde incelenmektedir. Mehmet Özmen'in çalışmasında -mAk, -mA ve -Iş/-Uş eklerinin fiil kök ve gövdelerine gelerek onları geçici olarak isimleştirdiği belirtilmektedir.
Neden “Mastar Hâli” Deniyor?
Bir fiili çekimli hâliyle kullandığımızda fiil belirli gramatik bilgiler taşır.
Örneğin:
geliyorum
kelimesinde yalnızca “gel-” hareketi yoktur. “-iyor” şimdiki zaman bilgisini, “-um” ise birinci tekil kişiyi gösterir.
Buna karşılık:
gelmek
ifadesinde belirli bir kişi veya zaman belirtilmez.
“Gelmek” kimin geldiğini söylemez. Ben mi, sen mi, o mu? Belli değildir.
Aynı şekilde ne zaman gerçekleştiğini de doğrudan belirtmez.
Bu özellik mastarın önemli bir işlevini ortaya çıkarır: eylemi kişi ve zaman bağımlılığından çıkararak bir kavram hâline getirmek.
Örneğin:
Okumak önemlidir.
Burada “okumak” belirli bir kişinin gerçekleştirdiği eylemi anlatmıyor. “Okuma eylemi” genel bir kavram olarak cümlenin öznesi konumunda bulunuyor.
Başka bir örnek:
Erken kalkmak sağlıklıdır.
Burada “kalkmak” fiil gibi bir hareket bildirirken bütün yapı içerisinde isim gibi davranıyor.
Bu nedenle isim-fiil veya eylemlik kavramları mastarın işlevini anlamada oldukça açıklayıcıdır. 2025 tarihli bir araştırmada isim-fiillerin oluş, kılış ve durumları kişi ve zamana bağlı olmadan gösteren “fiil adları” olarak değerlendirildiği belirtilmektedir.
“-Mak” mı, “-mek” mi? Bilimsel Olarak Fark Nedir?
Buradaki ayrım anlam bakımından değil, ünlü uyumu bakımındandır.
Türkçe eklemeli ve ünlü uyumlarının güçlü olduğu bir dildir. Fiilin son hecesindeki ünlüye göre mastar eki farklı biçimde ortaya çıkar:
-mak
bakmak, yazmak, koşmak, almak, yapmak
-mek
gelmek, görmek, bilmek, sevmek, düşünmek
Dolayısıyla “gel” fiilinin mastar hâli “gelmak” değildir; “gelmek”tir.
Benzer biçimde “bak” fiilinin mastar biçimi “bakmek” değil, “bakmak”tır.
Bu ayrım basit görünse de yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde önemli bir öğrenme alanıdır. Kalfa'nın 2019 tarihli çalışması, -mak/-mek ve -ma/-me yapılarının özellikle yabancı öğreniciler açısından öğretim güçlüğü oluşturabildiğini ve bu yapıların bağlam içinde öğretilmesinin yararlı olabileceğini ortaya koymaktadır.
Buradan dil öğrenimi açısından ilginç bir sonuç çıkıyor: Bir dilbilgisi kuralını yalnızca tablo hâlinde ezberletmek yerine, gerçek cümlelerdeki kullanımını göstermek öğrenmeyi destekleyebilir.
Mastar ile Çekimli Fiil Arasındaki Temel Fark
Şöyle bir karşılaştırma yapabiliriz:
Çekimli fiil Mastar
geldim gelmek
okuyorum okumak
yazacaksın yazmak
çalışıyor çalışmak
düşündüler düşünmek
“Geldim” dediğimizde özne ve zaman hakkında bilgi vardır.
“Gelmek” dediğimizde ise eylemin kendisini kavramsallaştırırız.
Bu nedenle mastar, fiilin sözlük biçimini anlamak için de son derece kullanışlıdır. Sözlüklerde “gelmek”, “gitmek”, “okumak”, “yazmak” gibi biçimlerle karşılaşmamızın temel nedeni budur.
Fakat burada da dikkatli olmak gerekir. Her “-mak/-mek” ile biten sözcüğün cümledeki işlevi mutlaka aynı değildir. TDK yayınlarında da bazı -mak/-mek biçimlerinin zamanla kalıplaşarak kalıcı ad hâline gelebildiği belirtilmektedir. Örneğin “tokmak” ve “çakmak” gibi kelimelerde tarihsel olarak ekle ilişkili görünen yapı artık basitçe “fiilin mastarı” şeklinde yorumlanamaz.
Bu ayrım, biçim ile işlev arasındaki farkı gösterdiği için oldukça önemlidir.
Mastar Yalnızca “-mak/-mek”ten mi İbarettir?
İşte konu burada daha ilginç hâle geliyor.
Türkçe dilbilim çalışmalarında isim-fiiller için üç temel biçim sıklıkla birlikte değerlendirilir:
1. -mAk/-mEk: yapmak, gelmek, okumak
2. -mA/-mE: yapma, gelme, okuma
3. -
Iş/-
Uş: yapış, geliş, okuyuş
Bunların kullanım alanları tamamen birbirinin kopyası değildir. Örneğin:
Kitap okumak güzeldir.
Kitap okuma alışkanlığı önemlidir.
Onun okuyuşu dikkat çekiciydi.
Üç cümlede de eylem isimleştirilmiştir; fakat anlam ve sözdizimsel yapı farklılaşmıştır.
Akademik çalışmalar, Türkçede mastar cümlelerinin -mAk, -mA ve -
Xş biçimleriyle kurulabildiğini ve bu yapıların özne, nesne ve tümleç gibi unsurlar taşıyabildiğini göstermektedir. Gürkan'ın 2021 tarihli çalışması bu yapıları Üretici Dilbilgisi çerçevesinde “denetleme” ve “yükseltme” görüngüleri üzerinden incelemiş; Türkçe mastar cümlelerinin denetlemeye izin verirken yükseltmeye izin vermediği sonucuna ulaşmıştır.
Bu sonuç, “mastar = fiile -mak eklemek” şeklindeki başlangıç düzeyindeki tanımın neden yetersiz kaldığını gösteriyor.
Araştırmacılar Mastarı Nasıl İnceliyor?
Bilimsel dil araştırmalarında yalnızca örnek cümleler vermek yeterli değildir. Araştırmacılar belirli yöntemler kullanır.
Örneğin tarihî dil araştırmalarında metin taraması yapılabilir. Araştırmacı belirli bir döneme ait eserleri sistematik olarak inceler ve -mAk, -mA gibi yapıların hangi bağlamlarda kullanıldığını belirler.
2025 tarihli bir çalışmada Eski Anadolu Türkçesindeki mastar yapıları incelenirken 13.-15. yüzyıllara ait düzyazı ve manzum metinlerden oluşan bir külliyat kullanılmıştır. Araştırmada -mAk ve -mA'nın yalnızca eylem adı oluşturmadığı; durum ekleriyle birlikte amaç, zaman ve gereklilik gibi anlam alanlarına da girebildiği gösterilmiştir.
Başka araştırmalarda ise sözlük taraması yöntemi kullanılır.
Örneğin Serpil Soydan'ın 2025 tarihli çalışmasında Türkçenin tarihî dönemlerine ait çok sayıda eseri içeren Tarama Sözlüğü verileri incelenmiştir. Araştırmada 13. yüzyıldan günümüze uzanan 227 eserden elde edilen söz varlığı tanıkları değerlendirilmiştir.
Bu yöntem bize önemli bir ders veriyor: Dilbilgisi kuralları yalnızca masa başında oluşturulmuş soyut formüller değildir. Gerçek metinlerden, kullanım örneklerinden ve tarihsel verilerden hareketle açıklanabilirler.
Mastarın Cümledeki Görevleri
Mastar yapısının en belirgin özelliği, fiil anlamını korurken isim benzeri görevler üstlenebilmesidir.
Özne:
“Düzenli çalışmak başarıyı artırabilir.”
Bir fiilin sözlükte ya da dilbilgisi açıklamalarında neden “gelmek, yapmak, düşünmek, okumak” biçiminde karşımıza çıktığını hiç düşündünüz mü? Günlük konuşmada fiilleri zaman, kişi ve kip ekleriyle kullanıyoruz: “geldim”, “gelecek”, “okuyorum”, “yazdınız” gibi. Fakat dilbilgisi açısından bu çekimli biçimlerin arkasında daha temel bir yapı bulunuyor. İşte bu yapı, Türkçede çoğunlukla mastar ya da isim-fiil olarak adlandırılıyor.
Bu konu ilk bakışta yalnızca “fiile -mak veya -mek getirmek” kadar basit görünebilir. Ancak biraz derine indiğimizde mastarın yalnızca bir ek meselesi olmadığını, fiilin cümlede nasıl bir isim gibi davranabildiğini, zaman ve kişi bilgisinden nasıl ayrıldığını ve hatta bağımlı cümlelerin kuruluşunda nasıl rol oynadığını görüyoruz. Türk dili üzerine yapılan akademik çalışmalar da mastar yapılarının sözdizimi, anlam ve tarihsel gelişim bakımından oldukça zengin olduğunu gösteriyor.
Bu nedenle konuyu yalnızca ezberlenecek bir kural olarak değil, dilin işleyişini anlamaya yarayan küçük bir araştırma alanı olarak ele almak daha anlamlı.
Mastar Nedir? Önce Temel Tanımı Netleştirelim
Türkçede mastar, en genel anlamıyla fiilin kişi ve zaman çekiminden bağımsız, adlaşmış biçimidir. Örneğin:
gel- → gelmek
yaz- → yazmak
oku- → okumak
düşün- → düşünmek
sev- → sevmek
çalış- → çalışmak
Türk Dil Kurumu yayınlarında da “-mak (-mek)” ekinin fiillerden mastar adı verilen isimler yaptığı belirtilir. Örneğin “görmek, inceletmek, tanıştırmak” gibi biçimler bu kapsamda değerlendirilir.
Burada önemli nokta şudur: “-mak/-mek” fiilin kendisi değildir; fiili mastar biçimine sokan ektir.
“Gelmek” kelimesini ele alalım:
gel- + -mek → gelmek
“Gel-” fiilin kök/gövde kısmıdır. “-mek” ise onu mastar biçimine getirir.
Aynı mantık:
yaz- + -mak → yazmak
gör- + -mek → görmek
bil- + -mek → bilmek
şeklinde işler.
Ancak bilimsel açıdan burada bir ayrıntı önemlidir: Türkçede isim-fiil sistemi yalnızca -mak/-mek ile sınırlı değildir. Akademik literatürde -mA/-mE ve -
Neden “Mastar Hâli” Deniyor?
Bir fiili çekimli hâliyle kullandığımızda fiil belirli gramatik bilgiler taşır.
Örneğin:
geliyorum
kelimesinde yalnızca “gel-” hareketi yoktur. “-iyor” şimdiki zaman bilgisini, “-um” ise birinci tekil kişiyi gösterir.
Buna karşılık:
gelmek
ifadesinde belirli bir kişi veya zaman belirtilmez.
“Gelmek” kimin geldiğini söylemez. Ben mi, sen mi, o mu? Belli değildir.
Aynı şekilde ne zaman gerçekleştiğini de doğrudan belirtmez.
Bu özellik mastarın önemli bir işlevini ortaya çıkarır: eylemi kişi ve zaman bağımlılığından çıkararak bir kavram hâline getirmek.
Örneğin:
Okumak önemlidir.
Burada “okumak” belirli bir kişinin gerçekleştirdiği eylemi anlatmıyor. “Okuma eylemi” genel bir kavram olarak cümlenin öznesi konumunda bulunuyor.
Başka bir örnek:
Erken kalkmak sağlıklıdır.
Burada “kalkmak” fiil gibi bir hareket bildirirken bütün yapı içerisinde isim gibi davranıyor.
Bu nedenle isim-fiil veya eylemlik kavramları mastarın işlevini anlamada oldukça açıklayıcıdır. 2025 tarihli bir araştırmada isim-fiillerin oluş, kılış ve durumları kişi ve zamana bağlı olmadan gösteren “fiil adları” olarak değerlendirildiği belirtilmektedir.
“-Mak” mı, “-mek” mi? Bilimsel Olarak Fark Nedir?
Buradaki ayrım anlam bakımından değil, ünlü uyumu bakımındandır.
Türkçe eklemeli ve ünlü uyumlarının güçlü olduğu bir dildir. Fiilin son hecesindeki ünlüye göre mastar eki farklı biçimde ortaya çıkar:
-mak
bakmak, yazmak, koşmak, almak, yapmak
-mek
gelmek, görmek, bilmek, sevmek, düşünmek
Dolayısıyla “gel” fiilinin mastar hâli “gelmak” değildir; “gelmek”tir.
Benzer biçimde “bak” fiilinin mastar biçimi “bakmek” değil, “bakmak”tır.
Bu ayrım basit görünse de yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde önemli bir öğrenme alanıdır. Kalfa'nın 2019 tarihli çalışması, -mak/-mek ve -ma/-me yapılarının özellikle yabancı öğreniciler açısından öğretim güçlüğü oluşturabildiğini ve bu yapıların bağlam içinde öğretilmesinin yararlı olabileceğini ortaya koymaktadır.
Buradan dil öğrenimi açısından ilginç bir sonuç çıkıyor: Bir dilbilgisi kuralını yalnızca tablo hâlinde ezberletmek yerine, gerçek cümlelerdeki kullanımını göstermek öğrenmeyi destekleyebilir.
Mastar ile Çekimli Fiil Arasındaki Temel Fark
Şöyle bir karşılaştırma yapabiliriz:
Çekimli fiil Mastar
geldim gelmek
okuyorum okumak
yazacaksın yazmak
çalışıyor çalışmak
düşündüler düşünmek
“Geldim” dediğimizde özne ve zaman hakkında bilgi vardır.
“Gelmek” dediğimizde ise eylemin kendisini kavramsallaştırırız.
Bu nedenle mastar, fiilin sözlük biçimini anlamak için de son derece kullanışlıdır. Sözlüklerde “gelmek”, “gitmek”, “okumak”, “yazmak” gibi biçimlerle karşılaşmamızın temel nedeni budur.
Fakat burada da dikkatli olmak gerekir. Her “-mak/-mek” ile biten sözcüğün cümledeki işlevi mutlaka aynı değildir. TDK yayınlarında da bazı -mak/-mek biçimlerinin zamanla kalıplaşarak kalıcı ad hâline gelebildiği belirtilmektedir. Örneğin “tokmak” ve “çakmak” gibi kelimelerde tarihsel olarak ekle ilişkili görünen yapı artık basitçe “fiilin mastarı” şeklinde yorumlanamaz.
Bu ayrım, biçim ile işlev arasındaki farkı gösterdiği için oldukça önemlidir.
Mastar Yalnızca “-mak/-mek”ten mi İbarettir?
İşte konu burada daha ilginç hâle geliyor.
Türkçe dilbilim çalışmalarında isim-fiiller için üç temel biçim sıklıkla birlikte değerlendirilir:
1. -mAk/-mEk: yapmak, gelmek, okumak
2. -mA/-mE: yapma, gelme, okuma
3. -
Bunların kullanım alanları tamamen birbirinin kopyası değildir. Örneğin:
Kitap okumak güzeldir.
Kitap okuma alışkanlığı önemlidir.
Onun okuyuşu dikkat çekiciydi.
Üç cümlede de eylem isimleştirilmiştir; fakat anlam ve sözdizimsel yapı farklılaşmıştır.
Akademik çalışmalar, Türkçede mastar cümlelerinin -mAk, -mA ve -
Bu sonuç, “mastar = fiile -mak eklemek” şeklindeki başlangıç düzeyindeki tanımın neden yetersiz kaldığını gösteriyor.
Araştırmacılar Mastarı Nasıl İnceliyor?
Bilimsel dil araştırmalarında yalnızca örnek cümleler vermek yeterli değildir. Araştırmacılar belirli yöntemler kullanır.
Örneğin tarihî dil araştırmalarında metin taraması yapılabilir. Araştırmacı belirli bir döneme ait eserleri sistematik olarak inceler ve -mAk, -mA gibi yapıların hangi bağlamlarda kullanıldığını belirler.
2025 tarihli bir çalışmada Eski Anadolu Türkçesindeki mastar yapıları incelenirken 13.-15. yüzyıllara ait düzyazı ve manzum metinlerden oluşan bir külliyat kullanılmıştır. Araştırmada -mAk ve -mA'nın yalnızca eylem adı oluşturmadığı; durum ekleriyle birlikte amaç, zaman ve gereklilik gibi anlam alanlarına da girebildiği gösterilmiştir.
Başka araştırmalarda ise sözlük taraması yöntemi kullanılır.
Örneğin Serpil Soydan'ın 2025 tarihli çalışmasında Türkçenin tarihî dönemlerine ait çok sayıda eseri içeren Tarama Sözlüğü verileri incelenmiştir. Araştırmada 13. yüzyıldan günümüze uzanan 227 eserden elde edilen söz varlığı tanıkları değerlendirilmiştir.
Bu yöntem bize önemli bir ders veriyor: Dilbilgisi kuralları yalnızca masa başında oluşturulmuş soyut formüller değildir. Gerçek metinlerden, kullanım örneklerinden ve tarihsel verilerden hareketle açıklanabilirler.
Mastarın Cümledeki Görevleri
Mastar yapısının en belirgin özelliği, fiil anlamını korurken isim benzeri görevler üstlenebilmesidir.
Özne:
“Düzenli çalışmak başarıyı artırabilir.”